Ansızın gelir aklıma an sızım,
Anladım artık sensizim.

Uzaklarda yankılanır
unutulmuş nağmeler,

Gözlerimde zamansız katreler...

Hayalin gibi mekansız düşer,
Yanaklarından şehrin
Enkazlaşmış yollarına

Yıkılmış evlerin
Kaybolmuş sokaklarında.

Şimdi hem sensiz,
Hem şehirsizim.

Kaybolan çocukluğum var
şimdi tanıyamadığım bu sokaklarda.

Gençliğimse
az ötedeki enkazın altında.

Bir park duvarı vardı ya
Bahçelievler’de yaslandığım;
artık o duvarda bir yabancıyım…

Anılarımı arıyorum
Silinmiş şehrin,
Yenilenmiş kaldırımlarında.

Mekanlar yabancılaşırken,
yaşadığım gerçekleri anlıyorum.

Bir plan masasında,
bensiz çizilmiş bir şehirdeyim.

Artık sılamda gurbetteyim!

An sızım geliyor aklıma
Ve uğultular başlıyor zihnimde,

Saniyelerden kısaymış
hayat,
diyorum.

Mekansız zamanın
tarih olmuş sokaklarında
sığınmak istiyorum anılarıma.

Trabzon Caddesi'nde,
volta atıyorum,
efkâr dağıtmak için.
Eski zamanların,
aynı masum yüzlerin,
samimi havasında.

Yolun sonunda.
"Burada Hasan vardı" diyorum,
yutkunuyorum

Kara Lise'den geçerken Arasa'ya;
Azerbaycan Bulvarı'nda
isimler sayıyorum,
yıkıntılar arasında.

Yaşadıklarımı öğüten iş makinelerinin
tozları boğuyor nefesimi.

Mutlu sloganlar yazan inşaat tabelalarının
algısal sınırlarında
susuyorum.

Sılamı özlüyorum,
gurbetleşmiş şehrimin,
toz saçan enkazlarında.

Ulu Cami'de
yıkılmış minare gibiyim,
ayaktayım ama harabeyim.

Bayram namazı sonrası,
tek durak,
dar yollarında
Babamla
Şeyh Adil'deyim.

Anılarımda yaşasa da
mekanlar,
ben başka bir şehirdeyim.

Zelzele yaşanan gecenin sabahında,

okulla gittiğim Kapıçam'da,
on binlerce kişiyle,
taziyesiz defindeyim.

Piknik fotoğraflarımın
rengi soluyor,
mutlu hatıralarım mezarlaşırken
bir şubat sabahında

Yine yıkılıp
dağlara çekiliyorum.
Şehrim gibi,
ruhum gibi.
Yıkıntıların kalktığı
bomboş bir tepe gibi.
Yalnızlaşıyorum.

Yüreğimde tekrar
kükrüyor arz.

Silinen on binlerce
değeri.
Bir gecede
bu şehrin hafızalarının gidişini
hatırlıyorum.
Yazılmamış acılarıyla
ölüm yağan gecenin sabahında.
Bir kez daha anlıyorum,
ansızın gelen büyük afeti.

Uzaklarda bir yerde gibiyim.
Artık sılamda gurbetteyim!

Bir ağıt bekliyorum,
bir barak belki,
mahallelinin yaş almışından,
bir Ayet-el Kürsi,
yaşlı dedemin kıraatında.

Bu yıkık kentin
musalla taşını yeniliyorlar
kule vinçler altında.

Bense dikilen
her mezar taşında
aynı kelimeyim.

Ruhuna:
El-Fatiha