Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ve adli kayıtlara dayanan son verilere göre; 2025 yılında sonuçlanan boşanma davalarında çocukların velayeti, ezici bir çoğunlukla annelere verildi. Mahkemelerin "çocuğun üstün yararı" ilkesini merkeze aldığı bu süreçte, velayetlerin yaklaşık yüzde 75'i anneye teslim edildi. İşte velayet tablosunun arka planındaki 5 önemli veri:

  1. Anneye Verilme Oranı: Geçmiş yıllarda yüzde 70-75 bandında seyreden bu oran, 2025 yılında da istikrarını koruyarak yaklaşık %74.9 (yuvarlak hesap %75) seviyesinde gerçekleşti.

  2. Babanın Payı: Babaya verilen velayet oranı %25 seviyelerinde kalırken, mahkemeler bu kararı genellikle çocuğun yaşının büyük olması veya annenin bakım yeteneğinin kısıtlı olması durumunda tercih ediyor.

  3. Ortak Velayet Trendi: Son yıllarda hukuk sistemimize giren "ortak velayet" kararlarında küçük bir artış gözlemlense de, kesin velayetin anneye verilmesi hâlâ baskın uygulama.

  4. Yaş Faktörü: Özellikle 0-7 yaş grubundaki çocuklarda "anne bakım ve şefkatine muhtaçlık" ilkesi gereği velayetlerin neredeyse tamamına yakını anneye verilmektedir.

  5. Boşanma Sayıları: 2025 yılında boşanma hızı binde 2 seviyelerinde seyrederken, velayeti verilen çocuk sayısı yüz binlerle ifade ediliyor.

    Evde Yapılabilecek, Hem Geliştiren Hem Oyalayan Hobiler Neler?
    Evde Yapılabilecek, Hem Geliştiren Hem Oyalayan Hobiler Neler?
    İçeriği Görüntüle

Genişletici Bilgi: Velayet Kararlarında Mahkemenin Kriterleri

Velayet davalarında hakimin tek bir bağlayıcı kriteri vardır: Çocuğun üstün yararı. Mahkeme, ekonomik durumdan ziyade çocuğun manevi gelişimi, eğitim hayatının sürekliliği ve duygusal güvenliğini ön planda tutar. 2025 yılı verilerinde annelerin oranının yüksek çıkması, yargı pratiğinde hala çocuğun gelişiminde annenin birincil figür olarak kabul edildiğini gösteriyor. Ancak son yıllarda uzman psikolog ve pedagog raporlarının etkisiyle, babanın çocukla olan bağına ve bakım imkanlarına daha detaylı bakıldığı da bir gerçek. Maddi durumun kötü olması tek başına velayeti almaya engel teşkil etmezken, çocuğun yaşam alışkanlıklarının bozulmaması en önemli karine olarak kabul edilmektedir.