1870'li yıllardan 1900'lerin başına kadar Amerika Birleşik Devletleri'nde eşi benzeri görülmemiş bir çevre felaketi yaşandı. ABD hükümeti ve ordusu, Ovalar Kızılderililerinin (Plains Indians) temel gıda, giyim ve barınma kaynağı olan Bizonları planlı bir şekilde hedef aldı. Milyonlarca olan bizon sayısı, sadece birkaç on yıl içinde birkaça yüze kadar düşürüldü. İşte bu trajik sürece dair 5 kritik gerçek:
-
Stratejik Aç bırakma: General Philip Sheridan gibi dönemin askeri liderleri, "Ölen her bizon, Kızılderililerin yok olması demektir" anlayışıyla hareket ederek bizon avcılığını teşvik etmiştir.
-
Demiryolu ve Sanayi: Transcontinental Demiryolu'nun inşası bizonların göç yollarını bölmüş, trenlerden ateş açan avcılar için bizonlar kolay bir hedef haline gelmiştir.
-
Sadece Dili ve Postu İçin: Bizonlar çoğu zaman sadece dilleri (bir delikates olarak görülüyordu) veya postları için öldürülmüş, binlerce kilo et bozkırda çürümeye terk edilmiştir.
-
Kızılderili Direnişinin Kırılması: Bizonların yok olmasıyla birlikte, doğayla uyum içinde yaşayan kabileler açlıkla karşı karşıya kalmış ve hayatta kalabilmek için rezervasyonlara girmeye zorlanmıştır.
-
Yok Oluşun Eşiğinden Dönüş: 19. yüzyılın sonunda nesli tükenmek üzere olan bizonlar, son anda başlatılan koruma çalışmaları sayesinde bugün yeniden hayata döndürülmüştür.
Genişletici Bilgi: Ekolojik Miras ve Kültürel Travma
Bizon katliamı, dünya tarihindeki en hızlı ve en büyük memeli katliamı olarak kabul edilir. Sadece ekonomik bir yıkım değil, aynı zamanda Kızılderili halkları için derin bir spiritüel travmadır; çünkü bizon onlar için kutsal bir "kardeş" ve yaşamın sembolüydü. 1800'lerin başında yaklaşık 30 ila 60 milyon arasında olduğu tahmin edilen bizon sayısının 1884 yılında sadece 325'e kadar düşmesi, modern çevre bilincinin oluşmasında acı bir ders olmuştur. Günümüzde Amerika'daki pek çok kabile, bizonları kendi topraklarına geri getirmek için "Bizon Restorasyonu" projeleri yürütmekte ve bu yarayı doğa ile yeniden bağ kurarak sarmaya çalışmaktadır.





