Edebiyatımızda duyguların yoğunluğunu anlatmak için kullanılan en güçlü ifadelerden biri olan "kifayetsiz", dilimize Arapçadan geçmiş bir sözcüktür. Kelime kökeni itibarıyla "yeterli olma" durumunu ifade eden "kifayet"ten türetilmiştir.
Kifayetsiz Kelimesinin Sözlük Anlamı Nedir?
Türk Dil Kurumu (TDK) ve dil bilimcilere göre kifayetsiz kelimesi şu anlamlara gelir:
-
Yetersiz: Bir işi başarmak veya bir durumu karşılamak için gücü, niteliği veya miktarı az olan.
-
Eksik: Tamamlanmamış, bir şeyi ifade etmekte aciz kalan.
Edebiyatta "Kifayetsiz" Kavramı
Şairlerin ve yazarların bu kelimeyi seçme nedeni, bazen duyguların o kadar büyük ve yoğun olmasıdır ki, dildeki mevcut kelimeler bu duyguyu taşımaya yetmez. "Kelimelerin kifayetsiz kalması" deyimi tam olarak burada devreye girer. Bu, anlatılmak istenen duygunun veya görülen manzaranın sözcüklerle tarif edilemeyecek kadar yüce veya sarsıcı olduğunu belirtir.
Özellikle Orhan Veli Kanık'ın o meşhur dizelerinde geçtiği üzere; şair, şarkıların güzelliği ve duyguların yoğunluğu karşısında kelimelerin artık işlevini yitirdiğini, yetersiz kaldığını vurgular.
Günlük Kullanımda Kifayetsiz
Sadece edebi metinlerde değil, profesyonel hayatta ve günlük konuşmalarda da bu kelimeye rastlamak mümkündür:
-
Liyakat bağlamında: Bir işi yapmaya yetkin olmayan kişiler için "kifayetsiz" (yetersiz) tanımı yapılır.
-
Duygusal anlarda: Büyük acılar veya büyük sevinçler karşısında "Söylenecek her söz kifayetsiz" denilerek sessizliğin gücüne sığınılır.
Sonuç olarak; kifayetsiz, sadece "az" demek değil, "karşılamaya yetmeyen" demektir. Bir duygu kelimelere sığmıyorsa, orada artık kelimeler kifayetsizleşmiş, yerini hislere bırakmış demektir.





