Geleneksel halk takvimine göre Nisan ayı içerisinde yaşanan ve genellikle altı gün süren şiddetli soğuklara Sitte-i Sevir denir. Kelime anlamı olarak Arapça "sitte" (altı) ve "sevir" (boğa/boğa burcu) sözcüklerinin birleşmesinden oluşur. Bu ifade, güneşin Boğa burcuna girdiği dönemde yaşanan "altı günlük soğuklar" anlamını taşır. Modern meteoroloji biliminde bu durum, mevsim geçişlerindeki ani basınç değişimleri ve hava kütlelerinin yer değiştirmesiyle açıklanan fırtınalı bir döneme denk gelir.

Sitte-i Sevir Ne Zaman Yaşanır?

Halk takvimi ve Miladi takvim arasındaki farklar göz önüne alındığında, Sitte-i Sevir genellikle 21 Nisan ile 26 Nisan tarihleri arasına isabet eder. Bu dönemde hava sıcaklıkları aniden düşer, şiddetli rüzgarlar ve yer yer zirai don riski taşıyan yağışlar görülür.

  • Halk Arasındaki Yeri: Eskiler bu günler için "Sitte-i sevir, her şeyi devir" veya "Korkma zemherinin kışından, kork Nisan’ın beşinden" (Rumi takvime göre Nisan 5, Miladi 18 Nisan civarıdır) gibi deyimler kullanarak, bu fırtınanın yıkıcı gücüne dikkat çekmişlerdir.

  • Tarımsal Önem: Özellikle meyve ağaçlarının çiçek açtığı ve ekim işlemlerinin başladığı bir döneme denk gelmesi, çiftçiler için bu günleri kritik hale getirir. Bu fırtına geçmeden "kış bitti" denilmez.

Meteorolojik Bir Doğa Olayı Olarak Fırtına

Sitte-i Sevir sadece bir inanç değil, gözlemlere dayalı bir hava olayıdır. Bahar aylarında ısınmaya başlayan kara parçaları ile hala soğuk olan denizler ve yüksek dağlardaki hava kütleleri arasındaki fark, bu dönemde sert rüzgarların oluşmasına zemin hazırlar.

  1. Denizciler İçin: Karadeniz ve Ege'de bu tarihlerde deniz trafiğini etkileyebilecek ani fırtınalar beklenir.

  2. Kırkikindi Yağışları ile İlişkisi: Sitte-i Sevir, genellikle Türkiye'de meşhur olan "Kırkikindi" yağışlarının da habercisi veya başlangıç evresi niteliğindedir.

    Alacakaranlık Etkisi: Düşük Işıkta İlk Hangi Rengi Kaybederiz?
    Alacakaranlık Etkisi: Düşük Işıkta İlk Hangi Rengi Kaybederiz?
    İçeriği Görüntüle

Bu altı günlük dönemin ardından havaların kalıcı olarak ısınmaya başladığı ve gerçek baharın yerleştiği kabul edilir. Doğanın uyanışından hemen önceki bu "son engel", kadim Anadolu bilgisinin hava tahminindeki isabetli örneklerinden biridir.