Bilardo, yüzyıllar boyunca evrilen bir spor dalı olarak teknik ekipmanlarında büyük değişimler yaşadı. 1600'lü yıllardan 19. yüzyılın sonlarına kadar, bilardo masalarının üzerindeki o pürüzsüz ve dayanıklı toplar günümüzdeki gibi sentetik plastiklerden değil, tamamen doğal ve lüks bir malzemeden üretiliyordu.
Bilardo Masalarında "Fildişi" Dönemi
Sorunun cevabı Fildişidir. 17. yüzyıldan itibaren bilardo topları, özellikle Afrika ve Asya fillerinin dişlerinden oyularak yapılmaktaydı. Bir fildişinden ortalama sadece 3 ila 4 adet kaliteli bilardo topu çıkabiliyordu. Bu durum, topların hem çok pahalı olmasına hem de her yıl on binlerce filin bu spor uğruna katledilmesine neden oluyordu.
Fildişinden Plastik Dünyasına Geçiş
Fildişi topların bazı teknik kusurları da vardı; nemden etkilenip şekil değiştirebiliyor ya da zamanla çatlayabiliyorlardı. 1860'lı yıllarda fildişi tedariğinin zorlaşması üzerine, bir bilardo malzemesi üreticisi fildişine alternatif bulana 10.000 dolar ödül vaat etti. Bu arayış, önce patlayıcı özelliği olan "Selüloit"in, ardından da modern plastiklerin atası sayılan maddelerin keşfine yol açtı.
Bugün kullanılan fenolik reçine toplar, fildişinin vuruş kalitesini ve dayanıklılığını taklit ederken, doğayı ve yaban hayatını koruma altına almış durumdadır.