Kim bu kırk haramiler?

Abone Ol

Çocukken anlatırlardı: Daha sonra sinema filmi yapıldı.

Ali Baba varmış, bir de Kırk Haramiler…

Haramilerin mağarası altınlarla doluymuş. Kapıyı açmak için de sihirli bir söz yeterliymiş:

“Açıl susam, açıl!”

Aradan yıllar geçti. Büyüdük. Masallar kitaplarda kaldı ama insanın aklında bir soru kaldı:

Kim bu Kırk Haramiler?

Kimsenin adını aramayın. Ben de bilmiyorum.

Zaten burada kimseye “harami” dediğim yok. Benimkisi çocukluğumuzun meşhur masalından yola çıkıp bugünün insanına, biraz da kendimize bakmak…

Çünkü etrafımıza baktığımızda garip bir durum var.

Herkes haktan yana.
Herkes adaletten yana.
Herkes liyakat diyor.
Herkes kul hakkından bahsediyor.
Herkes memleket için en doğrusunu istediğini söylüyor.

İyi de insanın aklına geliyor:

Herkes liyakatten yanaysa kayırmacılık neden tartışılıyor?

Herkes adaletten yanaysa insanlar neden zaman zaman adalet arıyor?

Herkes kul hakkına bu kadar hassassa, bu hassasiyeti neden hayatın her alanında göremiyoruz?

İşte insan tam burada yeniden soruyor:

Kim bu Kırk Haramiler?

Belki de boşuna kırk kişi arıyoruz.

Belki Kırk Haramiler birilerinin adı değil, insanın zaman zaman düştüğü bir anlayışın masaldaki karşılığıdır.

Başkası yapınca yanlış dediğimize kendimiz yapınca bir gerekçe bulmak…

Liyakati savunurken sıra yakınımıza geldiğinde ölçüyü değiştirmek…

Bize yapılan haksızlığı yıllarca unutmamak ama başkasına yapılan karşısında “Beni ilgilendirmez” deyip geçmek…

Yanlış karşı taraftan gelince sesimizi yükseltip, kendi tarafımızdan gelince sesimizi biraz kısmak…

Galiba mesele tam da burada.

Çünkü insan başkasının yanlışını görmekte oldukça mahirdir.

Aynaya bakmak ise biraz daha zordur.

Belki de “Kırk Haramiler kim?” diye sağa sola bakmadan önce hepimizin kendisine sorması gereken daha önemli bir soru var:

Haksızlık bizim işimize yaradığında da ona haksızlık diyebiliyor muyuz?

Diyebiliyorsak ne güzel.

Diyemiyorsak…

Belki masal sandığımız kadar eski değildir.

Masaldaki Kırk Haramiler mağaraya saklanıyordu.

Bugün ise yanlışların saklanması için mağaraya bile ihtiyaç yok.

Bazen görmezden gelmek, bazen susmak, bazen de “bana dokunmuyor” demek yetiyor.

O yüzden Kırk Haramileri aramayalım.

Belki mesele onların kim olduğu değil;

bizim, yanlış karşısında kim olduğumuzdur.

{ "vars": { "account": "UA-9724995-2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }